Anjiyo Nedir? Nasıl Yapılır?

Anjiyo Nedir? Nasıl Yapılır?

Anjiyo, kalbi besleyen, koroner damar adı verilen damarların görüntülenmesi olarak özetlenebilir. Halk arasında damar sertliği olarak bilinen koroner arter hastalığından şüphe duyulduğunda ya da hastalığın belirtileri ortaya çıktığında bu damarları görüntülemek için kullanılan bir yöntemdir. En sık görülen, bu hastalığı işaret eden belirti göğüs ağrısıdır. İki farklı yaklaşımla koroner anjiyografi yapılması önerilir. Hekim, hastada durumun ciddiyetini gösteren şikayetleri (kalp krizi tehdidi gibi) tespit ederse bazı testlere gerek duymadan, doğrudan anjiyografi yapar. Akut kalp krizi sırasında da doğrudan anjiyografi yapılmalıdır.

Buradaki amaç, kalp damarlarının görüntülenmesinin ötesinde tıkalı damarı anında tespit ederek kalp krizini durdurmaya yönelik, damarın açılması (stentleme) işleminin yapılmasıdır. Balon anjiyo plasti ve stentleme işlemi de anjiyografiyle birlikte yapılarak kalp krizi başladıktan sonra ilk iki saat içinde durdurulabilmektedir. Bu şekilde hem ölüm riski azaltılmış hem de uzun dönemde geçirilmiş kalp krizinin etkilerinden hasta kurtarılmış olur.

Hastanın şikayetlerini dikkate alarak durumun daha az ciddi olduğu düşünüldüğünde ikinci yöntem kullanılır. Hasta belli bir eforla göğüs ağrısından yakınıyorsa kalp damarlarında bir problem olduğu anlaşılabilir. Burada durum çok acil olmadığı için koroner anjiyografi kararı efor testi, sintigrafi (talyum testi olarak da bilinir) gibi anjiyografi yapılmasına gerek olup olmadığını ortaya koyan testlerdir. Bu testlerde kalpte kanlanma yetersizliğine ait bulgular varsa bu hastalara anjiyografi önerilir.

Anjiyografi Sonrası Hastanede Ne Kadar Kalınıyor?

Kasıktan yapılan yöntemde, işlem sonrasında 5-6 saat yatakta istirahat etmek kanama kontrolü açısından zorunluluktur. Bunun yanı sıra koldan yapılan anjiyonun (radial anjiyo) avantajı anjiyografi sonrası hastanın daha kısa sürede (2 saat) evine gidebilmesi ve bu süre içinde yatakta yatma zorunluluğun olmamasıdır.

Anjiyografide risk iki faktörle ilgilidir. Birincisi; işlemi yapan doktorun deneyimi çok önemlidir. Birçok merkezde deneyimli kardiyologlar bu işlemi başarıyla yaptığı için deneyimsizliğe bağlı risk durumu çok gerilerde kalmıştır. Ayrıca bazı hastalar komplikasyon denilen istenmeyen durumların ortaya çıkması açısından daha risklidirler.

Daha Riskli Hastalar Kimlerdir?

Yaş önemli bir faktördür. Özellikle 75 yaşın üzerinde damar kireçlenmesi yaygın olduğu için giriş yerlerinden kalbe kadar ulaşan damar yollarında kireçlenme risk artışına yol açabilir. İkinci riskli grup; vücut kitlesi düşük, zayıf ve kısa boylu kadınlardır. Bunun dışında obezite ve şeker hastaları da risk grubunda yer alır. Yapılan işlemin gereği ne kadar acilse (akut kalp krizi gibi) riski de o kadar fazladır. Her zaman yapılan işlemin getirisiyle götürüsü tartılmalıdır. Getirisi daha fazla olduğunda işlem yapılmalıdır. Acil girişimlerde tıkalı damarın açılması hayat kurtarıcı olduğundan daha riskli olmasına rağmen anjiyografi yapılır. Bu işlemler büyük merkezlerde deneyimli doktorlar tarafından yapılmaktadır.

Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar Nelerdir?

Bir anjiyografi sırasında ölüm riski binde bir – on binde bir, felç geçirme riski ise yüzde 0.5 ile binde bir arasındadır. Bu riskler varsa işlem başlangıcında kanı sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Sorun ortaya çıktığında ise pıhtı eritici ilaçlar kullanılabilir; bu işlem erken yapıldığında olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Kasık damarı gibi bölgesel damarlarda da komplikasyonlar görülebilir. Bunlar kan toplanması veya kasık damarında balonlaşma dediğimiz durumlardır. Çoğunlukla ameliyat dışı basit müdahalelerle tedavi edilirler. Diğer risklere oranla daha sık görülürler ama hayatı tehdit eden durumlar değildir. Bunlar da yaklaşık üç yüzde bir oranda karşımıza çıkabilir. Anjiyo el bileğinden yapıldığında bu tür komplikasyonlar daha seyrek olmaktadır.

Kalp Sağlığını Korumak İçin Neler Yapmalı?

Bir hastalığın kesin tedavisi ondan korunmaktadır. Koroner kalp hastalıkları ortaya çıktıktan sonra yapılacaklar iki gruba ayrılır. Hatalığın riskini arttıran durumları ortadan kaldırmak ve bu hastalığı hangi fazdaysa tedavi etmek…

Korunmak İçin:

  • Risk Düzeyini düşürmek,
  • Sigarayı bırakmak, (2-3 ilacın toplamı kadar fayda sağlıyor.)
  • Kolesterol seviyesini her risk düzeyine karşılık gelen seviyede tutmak. (Diyet ve ilaç tedavisi öneriliyor.)
  • Haftanın en az dört günü egzersiz yapmak,
  • Fazla kilolardan kurtulmak,
  • Doğru beslenmek, (Günde 2-3 öğün değil 5-6 öğün beslenmek, kırmızı et ve kızartmalardan uzak durarak sebze ve meyve tercih etmek, balık tüketimine önem vermek) gerekiyor.

Bunların dışında değiştiremeyeceğimiz faktörler var; aileden gelen kalp krizi riski ve yaş. Şeker hastalığı olanlar hiçbir şikayetleri olmasa bile kalp damar hastası olarak kabul edilip ona göre hareket edilir. Her şeker hastası kalp krizi geçirmiş bir kişi gibi kalp hastalığına bağlı ölüm riski taşır. Bu hastaların tarama testlerinden geçirilmesi gerekir. Ailesel yatkınlığı olan kişiler de özellikle 40 yaşın üzerinde bir erkekse ve sigara içiyorsa tarama testlerinden geçirilmelidir.

*** Bu doküman, Sağlık Bakanlığı 23420 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği ile Amsterdam Bildirgesi’nde alınan kararlar çerçevesinde hazırlanmıştır.

Hospitals Point

Yorumlar kapalı.