Blog

Troit Nedir?

Tiroit bezi, boynun ön tarafında bulunan ve bir kelebek şeklinde olan, hormon salgılayan bir organdır. Tiroit hormonlarının etkisiyle vücudumuzun bir çok işlevi harekete geçmekte veya artmaktadır.

Hormon Düzeyindeki Değişimin Etkileri

Tiroit bezi hormonlarının yükselmesi (hipertiroidi veya zehirli guatr) veya ile kalp atım hızı artar ve çarpıntı hissi olur; kan basıncı yükselir (hipertansiyon), sinir sistemi daha fazla çalışır ve uyku ihtiyacında azalma, sinirlilik ve ellerde terleme gibi sorunlar ortaya çıkabilir, Ayrıca terleme ve saç dökülmesi artar; metabolizmanın yükselmesiyle iştahın artması, daha çok yeme ve buna rağmen kilo kaybı ortaya çıkabilir. Kısacası vücut yıpranır.

Hormon düzeylerindeki düşme ise yukardaki durumların tam tersi etkiye neden olur. Tiroit bezinin boyutlarında büyümeler (Guatr diye adlandırılan durum) veya dokudan kaynaklanan normal dışı doku adacıkları (nodül) da diğer gurup soruna neden olmaktadır. Boyunda şişlik, şekil bozukluğu, sıkıntı hissi, nefes darlığı, yutma güçlüğü ve hatta ses kısıklığı ortaya çıkabilmektedir.

Ayrıca özellikle nodül diye adlandırılan ve tiroit bezinin içinden gelişen anormal dokuların zemininde kötü huylu (kanserli) dokuların gelişme olasılığı mevcuttur.

Tedavi Yöntemleri

Çoğu zaman ilaç tedavisi ve bazı beslenme destekleriyle birçok tiroit hastalığının tedavisi mümkün olsa da, bazı özel durumlarda cerrahi tedaviye gerek duyulmaktadır. Cerrahinin uygulandığı hasta grupları genellikle çok büyük tiroit bezlerine sahip ileri evre guatr hastaları bir gün ilaç tedavisine rağmen tiroit hormon yükseklikleri kalıcı olarak kontrol altına alınamayan hastalar ve tiroit kanseri tanısını almış veya şüphesi bulunan hastalardır.

Tiroit Cerrahisi

Ameliyat kararı, tetkiklerinin yapılmasından sonra genellikle bir endokrinoloji uzmanı ve genel cerrahi uzmanı tarafından alınır. Hasta ve yakınları operasyonun neden gerekli olduğu ve alternatif tedavi yöntemleri konusunda bilgilendirilir.

Daha sonra bir çok cerrahi operasyonda olduğu gibi anestezi ve cerrahiye yönelik tetkik ve hazırlıklarına başlanır. tiroit cerrahisi hemen her zaman genel anestezi (tam ve derin bir narkoz) eşliğinde uygulanır. Ameliyata başlamak için gereken cilt kesiği boynun ön tarafında, olabildiğinde altta, kıyafetlerin yakasının altında kalacak şekilde ve olabildiğince küçük yapılır. Ayrıca boyunda var olan cilt kanamalarının üzerine denk getirilen kesiler, kozmetik açıdan daha iyi sonuçlara neden olmaktadır.

Tiroit bezinin bulunduğu boyun kısmında, beyne kan götüren ve getiren şah damarları, nefes ve yemek boruları, gırtlak yapısı ve üzerindeki konuşma kasları, bu kaslara ve ses tellerine giden sinirler ve vücudun kalsiyum iyonu ve dolayısıyla kasların kasılmasını ayarlayan paratiroit bezleri bulunmaktadır.

Herhangi birine zarar gelmemesi açısından azami titizlik gösterilmesi ve hastalıklı tiroit bezinin tamamen çıkarılmasından sonra operasyon cildin olabildiğince estetik bir şekilde dikilmesiyle sonlandırılır.

Ameliyat Sonrası Gelişmeler

Operasyondan kısa bir süre sonra hasta kendine gelir ve sıvı gıdalar almaya başlar. Konuşmak ve baş boyun hareketleri serbesttir. Çoğunlukla operasyonun ertesi günü hasta taburcu edilerek eve gönderilebilir. Bazen operasyon yerinde biriken kan ve sıvıları boşaltmak için dren denilen özel hortum sistemleri yerleştirilir ve bunlar genellikle operasyonun ertesi günü eve gitmeden çıkarılır. Yemek yemede genellikle yasak olmaz ve operasyondan 3-5 gün sonra banyoya izin verilir. 5-7 günler arasında hasta tamamen normal duruma gelir.

Tiroit bezinin iki taraflı olarak tam çıkarıldığı operasyonlardan sonra hasta hayatının sonuna kadar vücudunun ihtiyaç duyduğu tiroit hormonunu hap olarak almalıdır. Bu yöntem bir gün son derece basit ucuz ve yan etkileri az olan tedavidir.

*** Bu doküman, Sağlık Bakanlığı 23420 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği ile Amsterdam Bildirgesi’nde alınan kararlar çerçevesinde hazırlanmıştır.

Sigaradan Çektiğiniz Yeter

Sigaranın Zararları Anlatmakla Bitmez…

Zararın Neresinden Dönerseniz Sağlıktır!

Yaşınızdan bağımsız olarak sigarayı bıraktıktan:

  • 20 dakika kalp hızınız yavaşlar.
  • 20 saat sonra kanınızdaki karbondioksit gazı değerleri normale döner.
  • 3 saat içinde akciğer fonksiyonları ve kalp ritminiz iyileşir.
  • 1 yıl sonra kalp krizi geçirme riskiniz yarı yarıya (%50) azalır.
  • 5-15 yıl içinde inme riskiniz hiç sigaraya inmeyen kişilerin seviyesine döner.
  • 15 yıl sonra kalp krizi geçirme riskiniz hiç sigara içmeyen kişilerle aynı seviye olur.
  • Sigara, özefagus, gırtlak ve ağız içi kanserlerinin ana nedenlerindendir.

Rahim Ağzı Kanseri

PET/CT nedir?

Rahim ağzı kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türlerindendir. Hastalığa, cinsel yolla bulaşan human papilloma virüsü ve alt tipleri oluşturur.

Bu nedenle cinsel olarak aktif olduktan sonraki en geç 3 yıl içinde kadınların rahim ağzı kanseri açısından kontrollerine başlaması gerekmektedir.

Rahim Ağzı Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Ne yazık ki, rahim ağzı kanseri ileri evreye ulaşıncaya kadar herhangi bir belirti göstermeyebilir.

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Aşağıdakileri İçerebilir:

  • Anormal vajinal kanama
  • Cinsel ilişkiden sonra kanama
  • Anormal vajinal akıntı
  • Pelvis (kasık) ağrısı

Rahim Ağzı Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

Rahim ağzı kanserini saptamanın birincil yolu Pap testidir. Jinekolojik muayenenin bir parçası olan Pap testi (Papanicolau smear olarak da bilinir) rahim ağzındaki anormal hücrelerin rahim ağzı kanser öncüllerine veya rahim ağzı kanserine dönüşmeden önce saptanmasına yardımcı olur.

Tarama yöntemleriyle erken tanıtı mümkün olan bu kanser, erken tanıyla da tam olarak tedavi edilebilmektedir.

Ortopedik Hastalıklar

Kırık – Çıkıklar

İnsan vücudunun maruz kaldığı travmanın yol açtığı en basit bir burkulma, ezilme, incinme, bile Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Gelişmiş ülkelerde en ufak yaralanmalarda hekime başvurma oranının çok yüksek olması nedeniyle bu tür yaralanmalardan sonra sakat kalma oranı çok düşükken; maalesef ülkemizde yaygın olan “Kırık-Çıkıkçı” veya “Sınıkçı”ya gitme eğiliminden dolayı, yanlış tedavi edilme sonrasında sakat kalma oranı çok yüksektir. Bu tür ihtimallere ödün vermeden, gelişmiş ortopedik tedavi yöntemleriyle vücuttaki tüm kırıklar başarıyla tedavi edilebilmekte; hastalar süratle işlerine dönebilmektedir.

Genel Romatizmal Hastalıklar

Romatizma, kas-iskelet sistemini tutan, ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket kısıtlığı ile karşımıza çıkan, tedavi edilmezse şekil bozuklukları (deformite) yapan müzmin hastalıklar grubudur.

Diz Eklemi

Diz, vücutta en çok yaralanan eklemlerin başında gelir. Dizler sadece sporcularda değil, ev işlerine meraklı, sık temizlik yapan ev hanımlarında ve 60 yaş üstü bayanlarda da sorun olmaktadır. Kireçlenmeler ve bunlara bağlı hareket kısıtlığı günlük hayatı çok etkiler. Dizin içinde en çok menisküs dediğimiz kıkırdaklar ve ön çapraz bağlar yaralanır. Günümüzde menisküsler ve çapraz bağlar Artroskopik (kapalı) olarak tedavi edilebilmektedir.

Artroskopik Cerrahi Nedir?

Artroskopik cerrahi, eklem içine küçük bir delikten kamera ile girilerek eklem içindeki hastalıkların tedavi edildiği yöntemdir. Artroskopik cerrahide kullanılan cerrahi aletler kalem ucu büyüklüğündedir.

Avantajları

Artroskopik cerrahi çevre dokulara zarar vermeden ve yaralamadan direkt eklem içine girilmesine ve sadece hsata olan dokulara müdahale edilmesine olanak sağlar.

Böylece operasyon sonrası dönemde hastalar son derece rahattır. Enfeksiyon riski de açık cerrahilere göre çok düşüktür.

Dizde Artroskopinin Kullanım Alanları Artroskopik cerrahi ile eklem içindeki bütün hastalıklar tedavi edilebilmektedir.

En sık kullanıldığı yerler:

  • Menisküs cerrahisi
  • Ön ve arka çapraz bağ operasyonları
  • Eklem kıkırdak hastalıklarının bir kısmı
  • Fazla ilerlememiş diz kireçlenmeleri
  • Diz kapağının dışa dönüklüğü ve çıkıkları
  • Diz içi enfeksiyonlar

Artroskopik Menisküs Cerrahisi

Dizde rastlanan şikayetçilerin başlıcası, menisküs ile ilgili problemlerdir. Dizdeki ani burkulmalar, dönmeler esnasında, dizdeki menisküslerde yırtıklar oluşabilir. Menisküs yırtığı hastada; dizde ağrı, takılma, merdiven inerken ağrı, çömelip kalkmada ağrı, bazen eklemde kilitlenme gibi şikayetler yapar. Menisküs yırtığının tanıtı, ortopedist hekimin muayenesi ve sonrasında çekilen MR filmi ile konulur. Menisküs yırtıkları, Artroskopik yöntemle başarıyla tedavi edilmektedir.

Menisküs ameliyatları sonrası hastalar, 12 saat hastanede tutulmakta ve sonrasında evlerine yollanmaktadır. Ameliyat sonrası ağrı olmamaktadır. Menisküs yırtığının alındığı vakalarda, ameliyattan hemen sonra, hasta koltuk değneği kullanmadan direkt bacağına yük vererek yürüyebilmekte, merdiven inip çıkabilmektedir. Üç gün buz uygulaması ve ev istirahatı sonrası hastalar ofis çalışmasına geri dönebilmektedir.

Artroskopik Ön Çapraz Bağ Operasyonları

Eğer diziniz dönerek düştüyseniz ön çapraz bağınızı yırtmış olabilirsiniz. Ön çapraz bağ diz fonksiyonlarında çok önemli bir yeri vardır. Iyi bir cerrahi ve fizik tedavi dönemi sonrası dizin fonksiyonları tam olarak geri kazanılabilmektedir.

Diz Eklemi Kireçlenmesi (Gonartroz)

Diz eklemini oluşturan kıkırdakların bozulması ve eklemin deforme olması ile ortaya çıkar. Diz eklemi şiş, ağrılı ve şekli bozulmuştur. Hastanın yürümesi ve merdiven inip çıkması ağrılıdır. Ileri derecedeki diz kireçlenmelerinde total diz protezi uygulanmaktadır. Bu ameliyattan sonra eklem fonksiyonları tamamen düzelmektedir.

Kalça Hastalıkları

Doğuştan kalça çıkığı en çok akraba evlilikleri veya kalıtsal olarak karşımıza çıkan hastalıktır. Yürüme çağından önce yapılan bazı ameliyatlar hastalığı tamamen ortadan kaldırabilir. Bebek kundaklama kalça çıkığına yol açan en büyük etkenlerden birisidir. Tedavisinde hastanın yaşına göre bandaj, özel alçı ve değişik ameliyat teknikleri ile başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.

Kalça Kireçlenmesi (Koksartroz)

Kalçayı oluşturan kıkırdak yüzeylerin aşınıp, eklem yüzeylerinin harabiyeti sonrası gözlenen aşırı ağrılı hastalıktır. Şekli bozulmuş ve ağrılı kalça ekleminin ameliyatla çıkarılıp yerine kalça protezinin konmasıyla tedavi edilir.

Omuz Patolojileri

Omuz eklemi, dizden sonra en sık yaralanan eklemdir. Sporcularda oluşan yarı çıkık ve çıkıklar, lif yırtıkları, aktivitelerini ileri derecede engeller. Bunlar MR çekilerek rahatça teşhis edilebilir. Hastanemizde tüm omuz patolojilerinin tedavisi başarıyla yapılabilmektedir.

Kemik Uzatma (Boy Uzatma)

Kemik uzatma ameliyatları günümüzde felç, iltihap, bazı kemik hastalıklarından sonra oluşan bacak ve kol kısalıklarında kullanılmaktadır. Ana prensip uzatılacak kemiğin kesilmesi (yani düzgün bir kırık oluşturulması), sonrasında kesik kemiğin üst ve alt parçalarına vida veya tellerle tutturulmuş, cilt dışına yerleştirilmiş eksternal fiksatör denilen bir cihaz yardımıyla her gün belirli miktarda (ortalama günde 1mm) aralığı açma esasına dayanır.

Kemik uzatma operasyonları kimlere yapılabilir?

Kemik uzatmaları 2 cm’nin üzerindeki bacak kısalıklarında, ciddi kozmetik veya fonksiyon kaybına neden olan kol kısalıklarında yapılabilir. 2 cm üzeri bacak kısalığı topal-lamaya neden olur. Daha ileri kısalıklarda; sürekli parmak ucuna basma sonucu topuğa basamama, çabuk yorulma gibi bulgular topallamaya eşlik eder. Yukarıdaki bulguları olan kişilerde bacak uzatma operasyonları yapılabilir. Kol uzatma ameliyatları daha nadir olarak yapılmaktadır.

Myokard Perfüzyon Sintigrafisi (MPS) Nedir?

Myokard Perfüzyon Sintigrafisi (MPS), yaygın olarak Talyum Sintigrafisi olarak da bilinen ve kalp hastalıklarında kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.

MPS niye yapılır?

MPS Koroner arter hastalığı olan veya şüphesi olan, by-pass veya stent öncesi yönteme karar vermede by-pass yapılmış veya stent takılmış hastaların takibinde, kalp krizi şüphesinde veya kriz sonrası etkilenen alanın belirlenmesinde ve kontrolünde, efor testi yapamayan hastalarda koroner arter hastalığı şüphesinde teşhis vb. durumlarda kullanılır.

MPS nasıl yapılır?

MPS hastaya istirahat ve stres (eforla ve ilaçla) sonrası olmak üzere, radyofarmasötiğin damardan verilmesini takiben yaklaşık 60 dakika sonra gama kamera cihazında kalbin tetiktir. Radyofarmasötik olarak TC-99m MIBI veya TI-201 (daha çok canlı kalp kasının belirlenmesinde) kullanılmaktadır.

MPS ne kadar sürer?

MPS tetkitinde görüntüleme her bir aşama için yaklaşık 15-20 dakika sürer. Ancak radyofarmasötiğin damardan verilmesi sonrasında bekleme süreleri, MPS işleminin randevulu hasta sayısına göre sırayla gerçekleştirilmesi ve bir aşama bitmeden diğerine geçilememesi nedeniyle ortalama 5-6 saat civarında Nükleer Tıp Bölümünde kalmanız gerekmektedir.

MPS neyi gösterir? Anjiyodan farkı nedir?

MPS kalp damarları tarafından beslenen kalp kasının beslenme durumunu gösterir.

Diğer bir deyişle anjiyo kalp damarlarının tıkanıklık düzeyini, MPS ise bu damarlardaki tıkanıklığın beslenmesi alandaki etkisini veya kalp krizi sonrası canlı doku durumunu gösterir. Dolayısıyla anjiyo ve MPS birbirini tamamlayıcı tetkiklerdir.

Ne kadar radyasyon dozu alırım?

Hastalar ortalama olarak anjiyografi ile eşit veya daha az radyasyon dozu alırlar.

MPS hastaları için tetkik öncesi ön hazırlıklar nelerdir?

MPS için hastaların bazı ilaçları 24-48 saat önceden kesmeleri gerekmektedir. Hangi ilaçların kesileceği randevu verilirken sorgulanarak hastaya söylenir. Hastaların tetkik öncesi en az 6 saat süreyle aç olması gerekmektedir.

Kullanılan radyoaktif madde vücudumda kalır mı?

Hayır. MP için verilen MIBI öncelikle safra yoluyla bağırsaklara ve idrar yoluyla da böbreklerden atılır. Bu nedenle tetkik sonrası bol sıvı ve posalı gıdalar alınması her iki yoldan da vücuttan hızla uzaklaştırılmasını sağlar. Eve giderken ve evde 24 saat boyunca hamile ve çocuklardan uzak durmanız yeterli olacaktır. Ertesi gün işinize gidebilirsiniz.

*** Bu doküman, Sağlık Bakanlığı 23420 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği ile Amsterdam Bildirgesi’nde alınan kararlar çerçevesinde hazırlanmıştır.

Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi

Günümüzde tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi ile insan yaşamının kalitesi de artmıştır. Ortalama yaşam süresi 70’li yaşlara ulaşmıştır. Günümüzde 90’lı yaşlardaki insanlara her tür ameliyat yapılabilmektedir. Ancak yüksek riskli damar tıkanıklığı olan hastalar, özellikle de ileri yaşta olanlar için cerrahi operasyonlardan kaçınılmaktadır.

Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi, genel anestezi alması yüksek riskli olan hastalarda (şeker, kronik bronşit, çok ciddi kalp ve diyaliz hastaları) hayat kurtarmaktadır.

Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi Nedir?

Hastayı yormayan, ağrı vermeyen, kalbini ve akciğerini zorlamayan ve en önemlisi hastayı bir an önce ayağa kaldıran cerrahi yöntemdir.

Hastanın durumuna göre lokal ya da rejyonal anestezi tercih edilmektedir. Cerrahi insizyonlarımız son derece küçüktür ve ameliyatlar en az kesilerle başarılı bir şekilde tamamlanmaktadır. Buradaki en büyük kazanç özellikle şah damarı ameliyatlarında hastanın şuurunun anlık takip edilebilmesidir.

Bacak damarı cerrahilerinde lokal anestezi ve küçük kesilerin önemli avantajları;

  • Hastaya ve ameliyata bağlı riskleri minimize eder.
  • Şuuru açık hastanın ameliyattan fayda görüp görmeyeceğinin hemen o anda anlaşılmasını sağlar.
  • Tekrarlayan işlem sayısını en aza indirir.

*** Bu doküman, Sağlık Bakanlığı 23420 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği ile Amsterdam Bildirgesi’nde alınan kararlar çerçevesinde hazırlanmıştır.

Lazer Epilasyon Hakkında Merak Ettikleriniz

Lazer Epilasyon Nedir?

Vücuttaki istenmeyen tüyler, hem kadınlar hem de erkekler için estetik bir sorundur. Aşırı tüylenme, kalıtımsal, hormonal veya kullanılan çeşitli ilaçlardan kaynaklanıyor olabilir. İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en etkili yöntemi ise lazer epilasyon.

Dalga boyu ayarlanmış lazer ışını, kıl köklerinde bulunan renk hücreleri (melanin pigmenti) tarafından emilerek kıl folikülünde ısı enerjisine dönüşür. Burada yoğunlaşan lazer enerjisi cildin üst tabakalarını etkilemeden ve ciltte hasar oluşturmadan kıl kökünü yakar ve hasara uğrayan kıl tekrar çıkmaz.

Uygulamadan sonra yanan tüylerin bir kısmı hemen dökülür. Diğer bazı tüyler ise işlemden sonra 2-3 hafta içinde deriden atılır. Seanslar şeklinde yapılacak bu uygulama ile tüylerinizden kısa sürede kurtulmanız mümkündür.

Lazer epilasyon vücudunuzdaki her bölgeye anestezi gerektirmeden uygulanabilir.

Epilasyon öncesi doktor kontrolü şart mıdır?

Lazer epilasyona başlamadan önce deri tipiniz, kıl renginiz, kıl kalınlığı ve yoğunluğunuz, hangi bölgeye uygulama yapılacağı ve ilaç hikayenizin yanı sıra hormonal ve metabolik probleminiz olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sistemik bir hastalığınız varsa öncelikle onun tedavisi gerekir.

Bu takibi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Endokrinoloji uzmanları yapar.

Uygulama öncesi iyi bir muayene ve öykü alınması, gelişebilecek yan etkiler açısından önemlidir. O anda bir deri enfeksiyonunuz, tekrarlayan bir uçuklamanız, ışığa hassasiyet oluşturan bir hastalığınız veya buna neden olan bir ilaç kullanmanız gibi durumların önceden belirlenip buna göre davranılması gerekir. Çünkü amaç, her şeyden önce var olan durumu kötüleştirmemektir.

Başarılı epilasyon için altın kurallar

  • Lazer işlemi mutlaka bir doktor gözetiminde yaptırılmalı.
  • İşlem öncesi kıl köklerinin aynı yaşta olması için en az 3 hafta kıllar kökü ile alınmamalıdır.
  • Epilasyon öncesi hassas bölgelere ağrıyı azaltıcı kremler sürülebilir.
  • Seanslar 1-3 ay aralıklarla yapılır. Bu süre yüzde kısa, bacaklarda ise uzundur.
  • Hasarlanan kıllar 10-15 gün içinde dökülür.
  • Lazer epilasyonun başarısı, uygulama bölgesi ve uygulama yapılan cihaza göre değişir. Örneğin, alt bacak, koltuk altı, genital bölge ve kollarda başarı daha fazla iken yüz, göğüs arası ve göğüs ucu gibi bölgelerde iyi sonuç almak için daha çok uygulama yapmak gerekebilir.
  • İşlem sonrası kızarıklık ve kabarıklık gelişebilir. Ancak bu belirtiler çoğu kez birkaç saate geçer.
  • Içi su dolu kabarcık olmamışsa makyaj yapılabilir. Kabarcık olması halinde pansuman yapılmalıdır.

Güzellik hepimizin sahip olmak istediği şey olsa da önce sağlık gelir!

Lazer epilasyon hakkında en çok merak edilenler

Hamilelere uygulanır mı?

Bilinen bir risk olmamasına rağmen genel tıp etiği gereği hamilelere uygulanmaz.

Kaç yaşından itibaren uygulanabilir?

17-18 yaşından itibaren uygulanabilir.

Lazer kanser yapar mı?

Genelde bu kaygının uyanması, koltuk altına uygulandığında meme; genital bölgeye uygulandığında rahim yada yumurtalık kanserine yol açabileceği düşüncesiyle olur.

Lazer sistemleri, ilk kez göz alanında kullanılan ve tıpta 40 yıldır uygulanan sistemlerdir. Kanser ya da başka bir hastalığa neden olduğuna dair bulguya rastlanmamıştır.

Lazer sırasında neden gözlük kullanılıyor?

Lazer ışını, gözün görme hücrelerinin olduğu retina kısmına gelirse körlük riski oluşabilir. Bu yüzden hem kullanıcı hem de hastanın koruyucu gözlük takması gerekir.

Epilasyondan sonra herhangi bir krem kullanılmalı mı?

Işlemden sonra bir hafta nemlendirici kremler ve güneş koruyucu kullanmanız, gelişebilecek yan etkileri önlemeye yardımcı olur.

Lazer epilasyon erkeklerde kullanılır mı?

Günümüzde lazer epilasyonun konforundan sadece kadınlar değil erkekler de faydalanıyor. Sakal üstü, kulak ve sırt kıllarından kurtulmak; göğüs kıllarını azaltıp daha doğal görünmek isteyen erkekler de artık epilasyon seçeneğine başvuruyor.

Hastanelerimizde kullandığımız ND-YAG lazer cihazının avantajları nelerdir?

  • ve IV. Cilt tipinde maksimal etki (En koyu cilt tipi Afro-Amerikan dahil cilt lekelenmesine sebep olmaz.)
  • Bronz tende güvenilir şekilde kullanılır.
  • Hedeflenen alan dışına yayılmaz.
  • Soğutma sistemi sayesinde güvenilirdir.
  • Ortalama +/4-6 seans uygulanır ve %80 kalıcı kılsızlık hedeflenir
  • ND-YAG ince tüylerde daha başarılıdır.
  • Çalışma süresi nispeten Kısadır.

Implant (Diş Ekimi)

Implant (Diş Ekme) Nedir?

Kısaca implant, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve uygun malzemeden yapılan yapay diş köküdür.

Günümüzde diş implantları, tartışmasız olarak doğal dişlere en iyi alternatiftir. Geleneksel köprü ve protezlere göre daha iyi konuşma ve çiğneme fonksiyonu sağlarken, yüzünüzde doğal bir görünümü de beraberinde getirir.

Bugün implantın, 21. Yüzyıldaüzerine en çok çalışılacak olan diş tedavi şekli olduğu anlaşılmaktadır. Doğru teşhis, yeterli bilgi, tecrübe ve ekipmanla uygulandığında diş implantı, hasta ve hekim açısından başarılı sonuçlar verebilen bir tedavi şeklidir.

İmplantların Fonksiyonu Nedir?

İmplant çene kemiğinize kaynadığından dolayı, yapay dişler için sabit destek sağlarlar. İmplantlara takılan protez ve köprüler, ağzınızın içinde kaymazlar – bu, yemek yemek ve konuşmak için gereklidir. Bu sabit destek, protez ve köprülerin yanı sıra implantlar üzerine yerleştirilen kuronların, geleneksel köprü veya protezlere göre daha doğal hissedilmesini de sağlar.

Bazı bireylerde geleneksel köprü ve protezler yumuşak doku yaraları, zayıf destek dişler veya kusma eğiliminden dolayı rahat olarak kullanılamamakta veya hiç kullanılmamaktadır. Ayrıca geleneksel köprüler, eksik dişin yol açtığı boşluğun her iki tarafındaki dişe tutturulmak zorundadır. İmplantların bir avantajı da, yeni dişinizi/dişlerinizi tutturmak için bitişik dişlerin kaplanmasını ve küçültülmesini gerektirmemesidir.

İmplant uygulanabilmesi için, sağlıklı diş etleriniz ve implantı destekleyecek yeterli kemiğinizin bulunması şarttır. Ayrıca, bu yapıları sağlıklı tutmayı ilke edinmeniz gerekir. Düzenli ve doğru ağız bakımı ve düzenli diş hekimi ziyareti gerekmektedir.

Günümüzde implant materyali olarak en fazla kullanılan metal titanyumdur. Titanyum, doku uyumu mükemmel olan, yüzyıllardır tıbbın birçok alanında güvenle kullanılan bir metaldir. Bu nedenle bir “doku reddinden” söz edilemez.

İdrar Kaçırma

Kadınlarda İdrar Kaçırmaya 15 Dakikada Çözüm: TOT

İdrar kaçırmak kadınlarda oldukça yaygın görülen şikâyetler arasında yer almakta; bu kadar sık rastlandığı için de kadınlar tarafından kader olarak algılanmaktadır. Bugüne kadar, idrar kaçırma fizik tedavisi ve cerrahisinin yetersiz olmasından dolayı, doktora başvuran hastalardan iyi sonuç alınamıyordu. Oysa, son birkaç yılda geliştirilen fizik tedavi ve özellikle cerrahi tekniklerle, bu sıkıntılar kolayca çözülmekte ve kadınlar sosyal yaşama rahatça dâhil olabilmektedir. Çünkü bu şikâyetler, kadınların ekonomik hayata katılımını ve sosyal hayattaki sürekliliğini kısıtlamaktadır.

Kadınlarda idrar kaçırma sorunu ve tedavi yöntemleri hakkında merak edilen soruların yanıtları:

Üriner İnkontinans Nedir?

Üriner inkontinans; sosyal ya da hijyenik sorun haline gelen ve objektif olarak gösterilebilen istemsiz idrar kaçırılmasıdır.

İdrar kaçırma kadınlarda yaygın mıdır? Hangi sıklıkta görünür?

Tüm kadınların yaklaşık %20’sinde görülen idrar kaçırma şikayetleri, premenopozal çağda %20 – 25 ve menopoz çağındaki kadınlarda ise %40 – 60’lara kadar çıkmaktadır. Bu durum kadınlarda sosyal, hijyenik, duygusal, ekonomik ve cinsel sorunlar yaratmaktadır.

İdrar kaçırmanın türleri var mıdır?

İdrar kaçırmanın pek çok türü ve sebebi olsa da en sık karşılaşılan iki sebep vardır. Bunlardan en sık görüleni stress inkontinans dediğimiz, kadınların aksırıp öksürdüğünde, ıkındığında ya da güldüğünde karın içi basıncının arttığı durumlardaki idrar kaçırılmasıdır. Diğeri Urge (acil) inkontinans dediğimiz, ani idrar hissinin gelmesi ve tuvalete yetişememeye bağlı idrar kaçırılmasıdır. Bu iki durum ayrı ayrı olabildiği gibi birlikte de olabilir ve tüm idrar kaçırmaların yaklaşık %85-90’ını oluştururlar.

İkisi arasındaki farklılıklar nelerdir?

Stress inkontinansta hastalar; öksürme, gülme, zıplama, merdiven çıkma, ıkınma gibi davranışlar olduğunda idrar kaçırmaktadır. Urge (acil) inkontinansta ise; hastalar herhangi bir elemde bulunmasa bile, işini bırakıp ani idrar yapma isteği duyup tuvalete yetişmeye çalışırken idrar kaçırmaktır. Bu iki durum birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Bu faktörlerin dışında hangi durumlar idrar kaçırmaya neden olabilir?

Bu durumların dışında; diyabet, birtakım nörolojik hastalıklar, genital fistüller, aşırı kabızlık, idrar yolları enfeksiyonları ya da idrar akışını arttıran ilaçların kullanılması sırasında da idrar kaçırma olabilir. Bu durumların birbirinden ayırmak için mutlaka ürojinekolojik muayene yaptırmak gerekir.

Hangi durumlarda doktora başvurmak gerekir?

  • İdrar kaçırma şikayeti
  • Dışkı çıkarma şikayeti
  • Sık idrara gitme (günde 8 – 10 kereden daha fazla)
  • İdrarını tam boşaltamama hissi
  • Cinsel ilişkide rahatsızlık
  • Vajinal yanma, ağrı, kaşıntı, akıntı varsa mutlaka jinekolojik muayene olmak gerekir.

Hangi durumlar stress inkontinans şikayetlerine eğilimi artırır?

  • İleri yaş ve kadın cinsiyeti
  • Ailesinde idrar kaçırma şikayetleri olanlar
  • Menopoz
  • Geçirilmiş pelvik cerrahi öyküsü
  • Diyabet, kalp, böbrek, eklem ve omurilik hastalıkları, geçirilmiş felç
  • Sigara içimi ve ona bağlı gelişen kronik öksürük
  • Fazla alkol, çay ve kahve tüketimi
  • Kilo alma, kroik kabızlık, öksürük

Vajenden gelen sıvının idrar kaçırma olup olmadığını anlamak için hastaların kendi kendine yapabileceği basit testler var mıdır?

Kadınlar bizim hastalarımıza yaptığımız “Ped Testi”ni kendi kendilerine yapabilirler. Hasta önce 500cc sıvıyı içip, 20 dakika sonra vajene, daha önce tarttığı bir pet koymalı…

Ardından;

  • 3 dakika hızlı yürüyüş
  • 10 kez oturup kalkma
  • 1 dakika merdiven çıkma
  • 5 kez eğilip yerden bir şey alma
  • 12 kez öksürme
  • 1 dakika koşma gibi egzersizleri yaptıktan sonra ped tartılıp 10 gr ve üzerinde ağırlık artışı varsa doktora başvurmalıdır.

İdrar kaçırmasının derecesi nasıl tespit edilir?

İdrar Kaçırma;

  • Ufak ev işlerini yapabilmeyi etkiliyor mu?
  • Yürüme, yüzme, egzersiz gibi fiziksel aktiviteleri yapmayı etkiliyor mu?
  • Eğlence amaçlı sinema, konser, düğün vb. aktivitelere katılmayı ne oranda etkiliyor?
  • Otomobil ya da otobüs ile 30 dakikadan fazla seyahat etmeyi etkiliyor mu?
  • Ev dışı sosyal etkinliklere katılmayı etkiliyor mu?
  • Ruhsal sağlığı (sinirlilik, depresyon, kaygı vb.) etkiliyor mu?
  • Hüsran duygusu yaratıyor mu?

Bu gibi soruları hastalar da kendilerine sormalı ve cevap “Evet” ya da “Oldukça” ise mutlaka hekime başvurmalıdırlar.

İdrar kaçırma şikayetlerinden korunmak için neler yapılmalıdır?

  • 3 – 4 saatte bir tuvalete gidilmeli, idrar ve dışkılama geciktirilmemeli ve yaparken zorlanmamalı
  • Zorlayıcı doğumlardan kaçınılmalı
  • İdrar ve dışkı sorunlarına yol açan hastalıklar ertelenmeden tedavi ettirilmeli.
  • Pelvik taban kas egzersizleri yaşam boyu uygulanmalı
  • Gebelik sırasında idrar ve dışkı problemleri olmuşsa bu gebelik dikkatle izlenip, doğum sonrası yakın takibe alınmalı
  • Menopoz kontrolleri aksatılmamalı, gerekirse östrojen almalı
  • Özellikle yaşlanmaya bağlı hareketsizlik, kronik öksürük, kronik kabızlık, zihinsel sorunlar ve kalça kırıklı hareketsiz hastalar yakından izlenmelidir.

Beslenme önerileri var mı?

Beslenme ve yaşam tarzı düzenlemesi stress inkontinanslı hastalara oldukça destek olur. Bu durumda risk altındaki kadınlar;

  • Aşırı kilodan kaçınılmalı, fazla kilolu kadınlar mümkün olduğunca normal kilolarına yakın olmalı
  • Günde 6 – 8 bardak su içilmeli, sıvı kısıtlamasından kaçınılmalı
  • Kola, kahve, demli çay, özellikle asitli meyve suları (en dikkat edilmesi gereken portakal, greyfurt suyu) ve baharatlı yiyecekleri yerken aşırıya kaçmamalı
  • Kabızlıktan kaçınılmalı, bunun için posalı, yeşil yapraklı, lfli besinler tüketilmeli (sabahları aç karnına birkaç tane kuru kayısı, kuru incir, kuru erik üzerine bir bardak su içilmeli)
  • İdrara çıkmayı artıran ilaçları ve gıdaları, özellikle akşamları geç saatlerde almaktan kaçınılmalıdır.

İdrar kaçırma şikayetçi olan hastaların tedavisi nasıl yapılmalıdır?

Öncelikle idrar kaçırmanın türü ve sebebi belirlenmelidir. Bundan sonra hastaya yaşam davranış önerilerinden pelvik kas egzersizlerine ya da medikal tedaviden cerrahi tedaviye kadar durumuna göre birtakım tedavi önerilerinde bulunulmalıdır.

Günümüzde idrar kaçırma tedavisinde modern gelişmeler var mı?

İdrar kaçırma şikayetlerinde, pelvik kas egzersizlerinden oldukça yarar görülmekte ve yeni fizik tedavi yöntemlerinden iyi onuçlar alınmaktadır. Ayrıca idrar kaçırma cerrahisinde eskiden uygulanan cerrahi yöntemlerin hem başarı oranları düşük hem de hastaların hastanede kalış süreleri ve komplikasyon oranları yüksek olmaktaydı.

Son 4 – 5 yılda uygulanan yeni modern yöntemler (TOT, TVT) ve cihazlar sayesinde, cerrahi gerektiren hastalar 15 dakikalık kısa bir operasyonla kendilerini yaşamdan uzaklaştıran bu sorundan kurtulmakta ve aynı gün içinde evine gidip bir gün sonrada normal hayatına dönebilmektedirler. Bu yöntemlerle yapılan onarımlarda, bu şikayetlere sebep verebilen anatomik kusurlar daha iyi tedavi edilip hastalığın tekrarlanma oranları oldukça düşmektedir. Eski tekniklerle yapılan cerrahi operasyonlar sonrası hastalar tekrar tekrar operasyon geçirmek zorunda kalmaktaydı.

İdrar kaçırma problemiyle uğraşırken karşılaşılan en önemli güçlükler nelerdir?

Öncelikle bir grup hasta, bu sıkıntıları çekmesine rağmen utanıp sıkıldıklarından hekime başvuramamaktadır. Toplumda yaygın görüldüğü için bu durumu bir kadınlık kaderi olarak kabullenmektedir. Bir diğer problem de eski yöntemlerle tedavi edilen hastalarda ameliyatların işe yaramadığı yönünde genel kaygı vardır. Bir diğer sıkıntılı durum da pelvik egzersizleri ve fizik tedavi gerektiren hastaların ya bu tedavilere uyum göstermemesi ya da bu tedavileri yapabilecek hekimlere ve kurumlara henüz sınırlı olduğu için ulaşamamasıdır.

Nereye başvurulmalı?

İdrar kaçırma rahatsızlığınız varsa, Üroloji Bölümümüze başvurup muayenenizi yaptırabilirsiniz.

Hasta Hakları

HASTA HAKLARIHİZMETLERDEN YARARLANMA HAKKI

Kurumumuza başvuran her birey, dil, din, ırk veya mezhep ayrımı yapılmaksızın tüm hizmetlerden yararlanma hakkına sahiptir.

Hastalarımız kurumumuzun sunduğu tanı ve tedavi imkânları ve bu hizmetlere nasıl ulaşacağı konusunda bilgilenme hakkına sahiptir.

BİLGİLENDİRME ve ONAY HAKKI

Hastalarımız kendileri veya yasal temsilcileri kanalı ile önerilen tıbbi girişimleri ve her bir girişimin potansiyel risk veya yararlarını, önerilen girişimlerin alternatiflerini, tedavisiz kalmanın sonucu gelişecek süreci içerecek şekilde sağlık durumları konusunda anlayabileceği dil ve yöntemle tam bilgi alma hakkına sahiptir.

Hastalarımızın taleplerini yazılı olarak bildirdikleri takdirde, tüm tıbbi kayıt işlemlerinin yazılı bir kopyasını alma hakları vardır.

Hastalarımız tıbbi ve yasal zorunluluklar dışında, hastalığı ile ilgili ciddi yan etki riski, ölüm riski, nekahat ile ilgili problemler, başarı şansı gibi konularda bilgilendirme yapıldıktan sonra uygulanacak tedaviye karar verme hakkına sahiptir. Hastamız bu hakkı kullandığı takdirde yapılacak işlemlere onay verdiğini kabul etmiş sayılır.

Hastalarımız ağrının doğru değerlendirilmesi ve tedavisi konusunda bilgi alma hakkına sahiptir.

Hastalarımızın ve ailelerinin organ ve diğer dokuları bağışlamayı nasıl seçecekleri konusunda bilgi alma hakları vardır.

Hastalarımızın, hastanede yürütülen klinik araştırma ve deneylere nasıl katılabilecekleri konusunda haberdar edilme, katılmayı kabul eden hastalarımızın da nasıl korunacakları konusunda kendilerinin ve ailelerinin bilgi alma hakkı vardır.

Hastalarımızın kurumumuz misyonu hakkında açıkça bilgi alma hakkına sahiptir.

PERSONELİ TANIMA SEÇME ve DEĞİŞTİRME HAKKI

Hastalarımız kendi tedavilerinden sorumlu doktor, hemşire ve diğer sağlık personelinin kimliklerini, görev ve unvanlarını bilme, seçme ve değiştirme hakkına sahiptir.

KURULUŞU SEÇME ve DEĞİŞTİRME HAKKI

Hastalarımız tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usul ve şartlara uyulmak kaydı ile sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve değiştirme hakkına sahiptir.

TEDAVİYİ REDDETME ve DURDURMA HAKKI

Hastalarımız, kanunen zorunlu haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere, hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetme veya durdurulmasını isteme hakkına sahiptir.

MAHREMİYET (GİZLİLİK) HAKKI

Hastalarımızın tüm tedavi sürecinde mahremiyete uygun bir ortamda hizmet alma hakkı vardır.

Hastanemize başvuran tüm bireylerin sağlık durumu, tıbbi durumu ve kişiye özel tüm bilgileri, ölümünden sonra bile gizli kalacak biçimde korunur. Hastaya ait bu bilgiler kendi isteği üzerine açıklanabilir.

SAYGI GÖRME HAKKI

Hastalarımız, her zaman ve her türlü koşulda kişisel itibarları korunarak saygılı, şefkatli ve güler yüzlü bir ortamda tetkik yaptırma ve tedavi olma hakkına sahiptir.

  • KONSÜLTASYON İSTEME HAKKI
  • Hastanın kendi talebi ve ilave ödemeyi kabul etmesi halinde, farklı branştan bir uzman konsültasyon yapmasını isteme hakkı vardır.
  • İKİNCİ GÖRÜŞ İSTEME HAKKI
  • Hasta, tedavisi ile ilgilenen hekim dışında aynı branşta görev yapan bir başka hekimden sağlık durumu hakkında bilgi alma hakkına sahiptir.
  • DİNİ VECİBELERİ YERİNE GETİREBİLME HAKKI
  • Hastalarımız dini farklılık gözetilmeksizin ve tedaviye engel olmadığı sürece, dini vecibelerini serbestçe yerine getirme hakkına sahiptir.
  • GÜVENLİK HAKKI
  • Herkesin sağlık kurumunda güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu isteme hakkı vardır. Hastaların, ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının, can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirler kurumumuzca alınır.
  • Kurumumuzda çocuklar, engelli bireyler ve yaşlılar (yalnız, bakıma muhtaç, refakatçisi olmayanlar) için uygun koruma önlemleri alınmıştır.
  • REFAKATÇİ ve ZİYARETÇİ BULUNDURMA HAKKI
  • Hastalarımız, kurumumuz tarafından belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde ziyaretçi kabul etmek ve refakatçi bulundurma hakkına sahiptir.
  • ŞİKAYET/GÖRÜŞ ve ÖNERİ BİLDİRME HAKKI
  • Hasta ve hasta ailesi, hasta haklarının ihlali halinde hastanemizde şikayet mekanizmasının başlatılması, gözden geçirilmesi, sonuçlandırılması ve sonucundan haberdar edilme hakkına sahiptir.
  • SAĞLIK KURULUŞU KURAL ve UYGULAMALARI
  • Hastalarımız, kendilerine uygulanacak kurum kural ve uygulamaları konusunda bilgi edinme hakkına sahiptir.
  • TETKİK ve TEDAVİ BEDELLERİ
  • Hastalarımız tedavi öncesinde, tedavi hizmet bedellerini öğrenme ve daha sonra aldıkları hizmet karşılığında ödediği bedellerin açık ve detaylı faturasını isteme ve alma hakkına sahiptir.

HASTA SORUMLULUKLARI

  • BİLGİ VERME

Tıbbi hizmet vermekle görevli doktor ve hemşirelere sağlık durumuyla ilgili tam ve doğru bilgi vermek

  • ÖNERİLERE UYMA

Hastamız tedavisinden sorumlu doktor tarafından önerilen tedavi planına uymakla ve doktorun talimatları doğrultusunda ilgili sağlık personelinin bakım planını yerine getirmesini kabullenmekle de yükümlüdür.

  • PLANLANAN TEDAVİYİ RED ETME

Hastalarımız, doktoru tarafından planlanan tedaviyi reddetmekle doğacak sonuçlardan kendisi sorumludur.

  • SAĞLIK KURULUŞU KURALLARINA UYMA

Hastalarımız, sağlık kuruluşumuzun kural ve uygulamalarına uymak ile sorumludur.

  • SAYGI GÖSTERME

Hastalarımız, sağlık kuruluşu içerisinde bulunan hasta ve yakınlarını tehlikeye sokan gürültü, ziyaretçi, duman gibi rahatsızlık verici durumlarda hastanenin alacağı tedbir ve kurallara uygun davranmakla sorumludur.

  • ENFEKSİYON KONTROL

Hasta ve hasta yakınları, enfeksiyon hastalıklarının yayılması için kendilerine önerilen tüm önlemler konusunda hassas davranmak ile sorumludur.

  • ÖDEME SORUMLULUĞU

Hastalarımız tetkik ve tedavi giderlerini ödemek ile sorumludur. Demirbaş ve sarf malzemelerine kasıtlı olarak zarar veren hasta ve yakınlarının bunu ödeme sorumluluğu vardır.

  • HASTA ZİYARETÇİSİ

Hastalarımızın aynı anda mümkün olduğunca az ziyaretçi kabul etmesi, başka hastalara ait eşyaları kullanmaması, ziyaretçilerin yiyecek, içecek getirmemesi, hastane ziyaret saatlerine uyması sorumluluğu vardır.

*** Bu doküman, Sağlık Bakanlığı 23420 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği ile Amsterdam Bildirgesi’nde alınan kararlar çerçevesinde hazırlanmıştır.